(Kaynak: theplushbear)

Babana anneni sevme deseler vazgeçebilir mi? Romeo Juliet’ten vazgeçebilir miydi? Peki sen kapısında ağlayıp deli gibi sevdiğin kızı düşün, onu sevmen bazı insanlar birileri tarafından ahlak dışı addedilse arkanı dönüp gidecek miydin? Peki ibne deyip dalga geçtiğin o insan nasıl gitsin? Sen aylardır aynı çocuğu seven kız, doğal olanın başka bir kızla evlenip yuva kurman olduğunu diretseler bu sana mantıklı gelecek miydi? Yahu mantığı mı olur kalbin? Hislerin kuralları mı olur? İnsanların düşüncelerinden korkarak, ayıp ve günah kavramlarını körü körüne kabul ederek nice cinayetler işliyorsunuz! Nice ruhları katlettiniz onları istemedikleri bedenlere hapsederek. Mavi madem pembe olmak istiyor, bırakın olsun,size ne! Bırakın güneş batıdan doğsun bir kez de, ulan size ne! Kimin nasıl yaşadığı,ne giydiği,kiminle olduğundan bir kez olsun ayırın hep aynı kör noktaya odakladığınız şaşı gözlerinizi de kendinize gerçek bir yaşam edinin!

(Kaynak: unsolvedminds)

Gözü paradan,kandan,şehvetten,kendinden başkasına kör olanlara göstermek isterdim ne kadar güzel olduğunu martıların,denizin,bir çocuğun gözlerinin. Göstermek isterdim rengarenk balonları. Rengarenk balonlara bir çocuğun gözünden bakmayı öğretebilmek isterdim. Öğretebilmek isterdim bir kitabın koca bir dünya olduğunu dünyası kendinden ibaret olanlara. Yaşamanın ne kadar güzel olduğunu anlatmak isterdim çoktan öldüğünü anlamayanlara.Nefes alarak ölenlere,ömrünü sahte tutkulara kurban edenlere. Bulutların ne kadar güvenilir olduğuna inandırmak isterdim nefsinden başkasına güvenemeyenlere oysa ki en çok yara aldığı nefsiyken. Ve bilsinler isterdim,gece olmadan yıldızları göremeyeceklerini. Keşke bilselerdi bir yıldıza emanet etmeyi hayallerini. Ve ütopyalardan yansıyanlarla güzel kalan şu dünyanın,inanç ve umutla var olabildiğini.

(Kaynak: circlingindizziness)


Kitaplardan Kareler için Kitaplardankare.tumblr.com Takip et.

Kitaplardan Kareler için Kitaplardankare.tumblr.com Takip et.

(Kaynak: incirrecelli)

Bir gün dogmuş ötekilerden başka
İşte o gün düşmüş martı balığın gönlüne
Ve o gün düşmüş balık şu bitmez çaresizliğe
Bilirmiş balık, hiç bilmez olur mu
Nasıl bilirse insan ekmeği,suyu,yaşamayı
Balık da bilirmiş nasıldır martının huyu
Düşünür dururmuş neden martı da sevmezmiş diye onu
Ve bilirmiş tüneyip her gün bir kayalıga izlemesi denizi
Aclıgındanmış
Kendi yüzgeclerinden utanmadan sevdiği kanatlarına bakmış martının gökte çırpıp durdugu
Hapis olmuş derya deniz balığa, hep uçmayı hayal eder olmuş
Martı canını istermiş,onun canını yakmak istermiş bal gibi bilirmiş balık Zaten diğer balıklar da öyle söylemiş
Ama yine de alıkoyamamış kendini beraber uçtuklarını düşünmekten
Yine günlerden bir gün bizim şaşkın balık ilk defa gözlerinin ta içine bakmış martının
Ve ömründe ilk kez açlığından başka şey düşünür olmuş martı
Hiçbir şey dindirememiş martının hasretini
Ne güzelim bulutlar ne parlak yıldızlar
Varsa yoksa balığın gözleri
Kanatlarından utanmadan sevdigi yüzgeçlerine bakmış balıgın dalgalarda kıvrılan
Diğer martılar alay etmiş onunla
Insan hiç akşam yemeğini sever miymiş
Anlamış martı sevda öyle bir şeymiş ki
Degil akşam yemeği,o demirden kafesler bile sevilirmiş
Çünkü sevda öyle bi şeymiş ki, en çirkin olsa, göz dünya güzeli görürmüş sevdigini
Kızmamış martı, üzülmüş dostlarına
Tek düşündükleri mideleri diye
Ve hissederek atan kalbini
Tünemiş yine her zamanki kayalıgına
Balık gülümsemiş
Birdenbire daha cok parlamış güneş
Martı görmüş,daha beyazmış bulutlar
Balık uçmak istermiş de çıkamazmış şu denizden
Martı yüzmek istermiş de giremezmiş suya
Gözleri değermiş ama dokunamazlarmış birbirlerine
İşte böyle bir sevda bir etmiş denizle göğü
Balık sevdikçe martıyı ve martı sevdikçe balığı
Başka mavilerde bulmuşlar birbirlerini
Ve başka maviliklerde yaşatmışlar birbirlerini
Şimdi martıya sorsan bulutlar balık şeklindeymiş
Balık dermiş şu dalgalar ne cok benzer martıya
Çünkü sevda öyle bir şeymiş ki
Gerekirse gökte yüzer,denizde uçarmışsın

Anonim şöyle dedi: Sanirim gordugum en iyi blog.tabi benimkinden sonra.

Çok teşekkür ederim!

hokuspokusananakorus:

-

hokuspokusananakorus:

-

(Kaynak: l1fe-in-pictures)

Anonim şöyle dedi: Kanka bi kız var sarı saçlı siyah kaşı cara delevingne değil ama başkası böyle saçlarıda omuzlarında tumblrda hep reblogluyorlar kim o biliyormusun :D

Yok knk ya bilmiyorum

Anonim şöyle dedi: çok tatlısın ya :)

Cok tesekkür ederim:)

İnsanların hepsi ne için yaşamaları gerektiğini göremeyecek kadar kör büyüyorlar sanki. Para için güç için kılıçlarını çıkarıp kabzanından gözlerine baka baka öldürmeye çalıştığının,ayağının altındaki cesetlere basarak ve birazdan ikisinden birinin bu talihsiz,kanlı yığına katılacağını adı gibi,hava gibi,su gibi bilerek. Oysa ki bakmak birinin ta içine gözlerinin. İster insan olsun,ister hayvan,ister kardeş,ister düşman. Gözlerinde yazar korkuları,hayalleri,sevdikleri. gözlerinde duyulur kalbinin her bir atışı. Nasıl öldürür insan? Nasıl katil olunur? Annesinin kollarındaki o savunmasız küçük bebeğe ne yaparız da zamanla kuşanıp tüfeğini,kılıcını dikilir karşısına tam da onun gibi bir başkasının ve yiğitlik der onun kanını dökmeye? Üstüne üstlük övünür bu cesaretiyle. Birilerinin istediği daha çok altın,maden,para,petrol,toprak için can alırken ve verirken başka birileri sanki basit bir şeymiş gibi öldürmek ve ölmek; meydanlarda alkış toplar onlara “saldır,vur,kır,yık,yak!” emrini vermiş olanlar. Ölümden köpek gibi korkup gösterişli giysilerine ve sahtekar gülüşlerine sığınarak “öldürün!” diyen,öldürene “kahraman” diyen,baskasının çektiği cefanın sefasını sürenler.
Oysa o cesetlerle döşenmiş kanla ıslanmış toprak eline geçerken sözde halkına hükmedip de kendi egosuna hükmedemeyen ve altın tabaklarda mazlumun sofrasından çaldıgı ekmeği yiyenlerin aynı anda da beyni yıkanmış itaatkar klonlar sevinirken kırmızıdan baska renklere boyanıp üstündeki lekeler silinsin diye bolca çitilenip süslenip onlara sunulan yalancı zafere bilmezler o kazanılan savaş kaç gözü yaşlı anne,kaç yetim,kaç kalbi kanlar içinde sevgili doğurmuştur?
Savaşmak ancak ve ancak özgürlük uğruna,kendi inandıkların uğruna savaşıyorsan onurludur. Başkalarının bitmek bilmeyen arzuları ve doyumsuzluğu için vahşet saçmak cinayettir. Toprak üzerindeki insanla güzeldir,altında yatanıyla değil. Yerinden,yurdundan edileniyle değil. Bir savaşta tek bir çocuk bile ölmüşse ve bir kadın dahi uğramışsa tecavüze o savaşta övünülecek tek bir yan göremiyorum. Güç kişinin beyni ve vicdanındayken güzeldir. Asla ve asla yumruğunda,tekmesindeyken değil.
Tarih boyunca egemen olma ve yönetme hırsı tek farkı dini,dili,teni olan ama bir yiyen,bir içen,bir soluyan havayı,bir hisseden duyguları,bir olsa bilmeyen yenebileceğini tüm acıları bütün bu insanları birbirine kırdırmış. Bir doğmuşuz ve biz olmuşuz,siz olmuşuz. Ayrılmış,dağılmış,hepimizin olanı paylaşamamışız. Güçsüz güçlünün ayakları altındayken bilemememiş diğer güçsüzlerle bir olabilse en güçlü olacağını. Bilemeden ölmüş. Tarih boyunca devletlerin güçleriyle,kazandıkları savaşlarla,geniş sınırlarıyla övünüp durmuşuz. Ben ise merak ediyorum kocaman dünyada hangimizin diğerinden az payı var da daha çoğunu istemişsiniz? başkasından çala çala çoğa sahip olmanın nesi şereflidir? Kocaman dünyada hepimize yetecek yiyecek,su,barınak yok muymuş ki daha fazlası için onca kan akıtmışsınız? Sevmek varken gurur duymak varken kalbindeki merhametle nedir bu savaşçıların üzerinde eğreti duran “onurlu ve kahraman” sıfatı? Öldürdüğü babanız olsa kahraman mı diyecektiniz? Hayır,katil diyecektiniz nefretle bakarak zırhına ve göğsündeki kılıcına. Birileri daha zengin olsun diye masumları evinden,ailesinden etmenin nesi onurlu? Soruyorum size neden bırakmıyorsunuz hala silahlarınızı,bombalarınızı, hala neden sımsıkı kavramışsınız o bıçaklarınızı? Neden işgal ediyor,acı çektiriyorsunuz? Şu dünyada çirkin bir kalbe sahip olacağınıza boş bir cüzdanınız olsun. Ve yiyeceğinize zengin sofralarda haram lokma aç karınla yatın bir dostunuzla. Hala anlayamadı insan şu dünyada aslolanın öldürmek degil yaşatmak oldugunu. Ve hala para gibi içi boş kavramlar için saplıyorlar bıçağı tam kalbine sevgilerin. Ve farkında bile değiller tecavüz ettikleri çocuklar,öldürdükleri masumlar,annesiz veya cansız yatan bebeklerin her biri bir çentik daha kömür karası kalplerinde. En büyük cezayı çeken onlar çekiyor göğüs kafeslerinde o kalple yaşamaya mahkum ederek kendilerini. Asla güzel bir şey hissedemeyerek. Çünkü öldürürken kahkaha atanlar ve hırsın parmaklıkları arkasında sarhoş olmuşlar anlayamaz güzel duyguların nasıl oldugunu. Ve çalarak baskasının mutluluğunu bilemez eksiltir kendininkini. Bir kere başka birinin düşmanı oldu mu, artık düşmanıdır tüm dünyanın,tüm güzelliklerin ve tüm sevgililerin. Çelik gibi soğuk, zindan gibi karanlık,tüfek gibi ağır ve gözyaşları gibi ıslak. Öyle dondurmuştur ki kalbini sancımasın diye naralar ata ata can alırken deli gibi korkar ölmekten.
Öldürmek kolaydır, hele onun gözünde bir mermiye,bir silah ruhsatına,bıçağın keskin tarafına bakar. Zehrini akıtarak dokundugu hayatlara tek yapabildiği şeyi yapar,dehşet saçarak haz duyar acı çığlıklardan. Oysa yaşatmak,emek ister,inanç ister,sevgi ister. Bunu anlamayanlar kirli elleriyle açgözlülüklerine kurban ederken masumları doların yeşiline lanet edip de doğanın yeşiliyle mutlu olabilen insanlarla dünyanın daha güzel olacağını umut etmeli insan. Ve inanmalı geleceğin güzelliklerle geleceğine. Şiddete karşı sevgi,hakarete karşı tebessüm ve ölüme karşı savaşacak olan ilk adımıdır bir bebeğin. Hissederek,duyarak,görerek yaşadıkça ve biz konuştukça anlayamadıkları bu dili, yetemeyecek o övündükleri güçleri güneşimizi söndürmeye. Çünkü insanları öldürüp evlerini,paralarını,silahlarını alabilirler. Ama güzel duyguları onlarla beraber gökyüzüne yükselir ve tüm acıları,günahları katilinin yaşamak zorunda olduğu o kara parçasında bırakır. O kara parçası onların olsun, yarınlar bizim.

Sen ki şehit babasına haciz yollayacak kadar haysiyetsiz, terörle mücadelesi boş dağları bombalamaktan ibaret sen ki bu vatanın evlatlarının katillerine bu muameleyi reva görmeyen devlet. Sen ki mağdur insanları kollayacağına masumları mağdur eden, hükümetin köpeği olmuş polis, sen ki gerçekleri göremeyen bi torba makarna bi torba kömüre toprağının her karışı imanın,güzel günlere inancın,bağımsızlığın uğruna kanla ıslanmış vatanını kirli ellere emanet eden sen ki Atatürk’üne,dedesine,gelecekteki çocuğuna,kendi geleceğine,insanlığa,değerlerine ihanet eden aptal halk ; AÇ GÖZÜNÜ UYAN ARTIK, HALKINA SAYGISIZ,DOĞAYA SAYGISIZ,FAŞİST,TERÖRİST HÜKÜMET İSTEMİYORUZ! KATİL DEVLET! GEZİ PARKI DAYAN! DAYAN Kİ GELELİM!
My picture Bu dağınıklıkta kendimi bulamıyorum!
Ben kim miyim? Az önce sokakta gördüğün yağmurda ıslanmış o kız, belki bir ağrı kesici, vitrindeki o elbise , bir çift topuklu ayakkabı , siyah bir oje , bir tebessüm.
En çok kim sana tebessüm etsin istiyorsan ondan. Sevebilirsin beni. Çünkü biraz da senim ben. Aslında iyi bir kalbim var ama bencilim ve biraz da kıskanç.

Ama hangimiz değiliz ki?

Yazmayı sever, reblog yapmayı sevmez. https://twitter.com/ezgilililili

Powerpuff Girls - Bubbles


Instagram

Fly by Dream Themes